MAKALELER » Hamilelik ve Doğum
Gebelik ve ruh sağlığı

Gebelik kadın için sevinç, neşe, kendini gerçekleştirme, mutluluk kaynağı olabildiği gibi sıkıntı, isteksizlik, bunaltı ve tedirginlik duygusunu da yaratabilir. Gebe kadın fiziksel ve ruhsal açıdan önemli değişikliklere maruz kalır:
Hormonal değişikliklerle birlikte vücut biçiminde değişiklikler olur.
Gebelikle ilgili bilinçli veya bilinçdışı içsel çatışmalar yaşar.
Kadın olmanın ötesinde anne olmaya ilişkin sorumluluk duygusu, beklentileri ve arzuları ön plana çıkar.
Gebelik kadının psikolojik yaşantısını etkilediği gibi, ruhsal durum ve yaşantısı da gebeliğin gidişini etkiler. Kadının kendi geçmişinde ailesi ile yaşadığı duygular, eşiyle olan ilişkisi gebelikle ilgili tutumlarını yönlendirir.
Gebelik süresince gebenin psikolojik durumu nasıl olur?
1- Kadınlarda gebeliğin ilk günlerinde, yorgunluk, bulantı, kusma, korkulara karşı hassaslık gibi fizyolojik belirtilerle birlikte hafif düzeyde depresif ruh hali görülebilir.
2- Gebeliğin ilerlemesiyle annenin bebeğini ayrı bir varlık olarak hissetmesiyle beraber annenin bağımlılık duyguları artar. Bebekle ilgili çeşitli fanteziler kurabilir, anne rolüne uyum sağlaması ile birlikte kendi annesiyle yaşadığı duyguları ortaya çıkarabilir. Bazı kadınlar bu dönemde kendilerine destek olabilecek bir anne modeli ararlar.
3- Doğum yaklaştıkça, doğumunun nasıl olacağı, çocuğun sağlığı ile ilişkili endişeler, kaygılar ön plana çıkar. Uykusuzluk, huzursuzluk, yetersizlik duygusu yaşanır. Bu dönemde gebe kadın biraz çocuklaşır, daha hassas ve alıngan olur.
Gebelik süresince ortaya çıkabilecek zorluklar ve ruhsal sorunlara karşı neler yapılmalı?
Hamile kadın gebelik ve doğum sonrası hakkında doktoru tarafından bilgilendirilmeli, ortaya çıkabilecek sorunlara karşı yeterince aydınlatılmalı. Gebelik ve doğum sonrası kadının eşinin tutumu ve desteği hamile için çok önemli ve belirleyicidir. Ayrıca diğer aile fertlerinin desteğine bu dönemde daha çok ihtiyaç var. Hamile kadında psikolojik sorunların ortaya çıktığı dönemlerde, bir psikiyatrın yardımı gerekir.
Eşinin tutumu nasıl olmalı?
Gebelik süresince büyük bir stres altında kalan gebenin yoğun bir şekilde eşinin ilgisi ve desteğine ihtiyacı var. Erkek eşinin yanında olduğunu hissettirmeli, onun korkulu, kaygılı halinin azaltılması ve giderilmesinde yardımcı olmalıdır. Erkeğin yakın ilgisi ile gebe kadının kendine olan güven duygusu güçlenir. Erkek bu dönemde ne kadar çok sorunlarla iyi bir şekilde başa çıkabilirse hamile kadın o denli kendini iyi ve güçlü hisseder. Ayrıca unutmamak gerekir ki erkek bu süre içerisinde kendini baba rolüne hazırlamalıdır.
Riskli gebeliklerde ne gibi psikolojik sorunlar görülür?
Anne yaşının ileri olması, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve başka nedenlerle gebeliğin riskli olduğu durumlarda gebenin kişilik yapısına, ailesel desteğine ve içsel çatışmalarının yoğunluk derecesine bağlı olarak değişik tepkiler gelişebilir. Bu dönemde anne olabilme yönünde kadının kendine olan güveni sarsılır, sıkıntı, kızgınlık ve kendini suçlamalar, depresyon görülebilir. Bu tablo karşısında kadın doğum uzmanı ile psikiyatristin işbirliği çerçevesinde anne adayı izlenmeli, gerektiğinde tedavi uygulanmalı.
Doğum sonrası gebenin psikolojik durumu nasıl etkilenir?
Annelik görevinin yeterince yerine getirilip getirilmeyeceğine ilişkin kaygılar ve çocuğun bakımı ile ilgili sıkıntılar sıkça yaşanır. Doğum sonrası ruhsal bozuklukların ortaya çıkışında hormanal nedenler, psikososyal faktörler ve ailevi nedenler etkilidir. Aile içi ilişkiler bozuk olan istenmeyen gebeliklerde, daha önce psikolojik rahatsızlığı olan gebelerde ruhsal problemlerin çıkması daha olasıdır. Kendi annesi ile sağlıklı bir ilişki kurmamış, çocukluğunda annesi ile çatışmalı bir dönem geçiren veya anneye aşırı bağımlı olan kadınların annelik rolünde uyum güçlükleri görülebilir. Gebe kadının annesi ile yaşadığı özdeşleşme yeterli değilse annelik görevini üstlenmekte yetersiz kalabilir.
Bu dönemde görülen psikiyatrik rahatsızlıklar nelerdir?
1- Doğum sonrası ilk haftada ortaya çıkabilen yorgunluk, ağlama krizleri, husursuzluk: Yüzde 50 ile 60 oranında görülür ve tedavi gerektirmeden 10 - 15 gün içinde geçer.
2- Depresyon: Sıkıntı, isteksizlik, hiçbir şeyden zevk alamama, uykusuzluk, suçluluk duyguları, iştahsızlık, bedensel yakınmalar, dikkat eksikliği, yetersizlik duyguları ile kendini gösterir. %10 oranında görülebilir ve psikiyatrik tedavi gerektirir. Daha önceden depresyon geçiren, ailelerinde depresyon öyküsü olan, sorunlu ve çatışmalı evliliği olan, zorlayıcı yaşam olayları, istenmeyen gebelik ve çocuğun özürlü doğması doğum sonrası depresyonun gelişmesinde etkili olabilen risk faktörleridir.
3- Doğum sonrası psikozu (postpartum psikoz): Doğumdan 2 - 3 hafta sonra ortaya çıkar, anlamsız konuşmalar, işitsel halüsinasyon, hezeyanlar ve bilinç dalgalanmaları gibi belirtiler çok seyrek görülür. Ağır bir tablo olduğundan genelde yatarak tedavi edilir. Bu psikozun en önemli nedeni, hamilelik sırasında oluşan hormal değişikliklerdir. Ancak bu farklılıklar her kadında psikoza neden olmuyor. Sadece genetik yatkınlık varsa, psikozla karşılaşılıyor.
Tedavi nasıl yapılmalı?
Doğum ve sonrası ortaya çıkan ruhsal bozuklukların tedavisi anne ve bebeğin sağlığı ve gelişmesi açısından çok önemlidir. Bu dönemde kadın - doğum uzmanı ve psikiyatrist işbirliği içerisinde anne ve bebek için en az sakınca yaratacak tedaviyi uygulamalıdır. Rahatsızlığın şiddetine boyutuna göre aileye danışmanlık, psikoterapi ve ilaç tedavisi önerilebilir. İlaç tedavisinin gerekli olduğu durumlarda (depresyon, doğum sonrası psikoz gibi) anne ve bebeğin sağlığı açısından çok dikkatle davranılması gerekiyor.
