Tüp Bebek Tedavisinin Aşamaları Nelerdir?

Tüp bebek tedavinizin her aşamasında Dr Senai Aksoy ve ART Sağlık Merkezi ekibi yanınızda olacak. Merkezimizde her tedavi kişiye özel olarak planlanır ve sürdürülür. Ancak genel tüp bebek aşamaları hakkında bilgi sahibi olmanızı istiyoruz:

1. Aşama: İlk Görüşme

Tüp bebek tedavisinde birinci aşama Dr Senai Aksoy ile görüşmedir.

Eşinizle birlikte katılacağınız bu ilk görüşme, sizin hangi tedavi yöntemine uygun olduğunuza karar verme amacını taşır. Görüşme sırasında her ikinizin öyküsü alınır, önceden yapılmış olan tetkikler değerlendirilir ve kadın muayene edilir.

Erkeğin değerlendirilmesinin temelini Semen (sperm) Analizi oluşturur. 

Kadının jinekolojik muayene ve ultrason incelemesi yapıldıktan sonra, Pap Smear (rahim ağzı kanserinin ve kanser öncesi durumların saptanması için yapılan test) testi ve çeşitli bakteriyolojik incelemeler için numuneler alınır.

Adetin üçüncü günü yapılan hormon tetkikleriyle, yumurtalıkların ilaçlara nasıl cevap verecekleri önceden anlaşılmaya çalışılır. Daha önce çekilmemiş ya da çekildiği halde kalitesi yetersizse rahim ve tüplerin görüntülenmesi amacıyla bir rahim - tüp filmi çekilmesi istenebilir.

Her iki eş için AIDS, Sarılık Testi, yalnızca kadınlar için Kızamıkçık Testi ve kan sayımı istenir.

İkinci görüşme: Bunun amacı, ilk görüşmede istenen tetkikler değerlendirilerek, bir tedavi planı çizilmesi ve bunun çiftlerle tartışılmasıdır. Plan yapılıp hangi ilaçların, hangi protokole göre uygulanacağına karar verildikten sonra tedaviye başlanır.

Tüp bebek Tedavisine Başlamadan Yapılması Gerekenler:

- Sigara içiliyorsa bırakılmalıdır
- Folik asit içeren bir multivitamin başlanmalıdır
- Tüp bebek tedavisi süresince gece uykuları da dahil mümkün olduğu kadar düzenli ve stresten uzak bir hayat sürülmesinde fayda vardır
- Belirli bir diyetin faydalı olduğuna dair herhangi bir veri yoktur. Ancak proteinden zengin beslenmenin yararı olduğu gösterilmiştir.
- Kullanılacak olan tedavi protokoluna bağlı olarak adetin 20-21. günlerinde yumurtalıkları baskılamak amacı ile bazı ilaçların kullanılması gerekebilir (Lucrin, Suprecur, Synarel, Suprefact gibi)
- Bazı durumlarda tüp bebek tedavi öncesinde doğum kontrol hapları veya estrojen (Estrofem gibi) kullanılması gerekebilir.
- Tüp bebek tedavisi öncesinde yapılması gereken laboratuar testleri tamamlanmalıdır (Hormonlar, Hepatit B ve C taraması, HIV, Rubella IgG, kan sayımı, kan grupları tayini gibi)

 Tüp Bebek Tedavisinde Uygulanan Protokoller nelerdir?

Kısa Protokol: GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanıp tedavi sonuna kadar (çatlatma iğnesinin yapıldığı gün) devam edilir. Adet kanamasının 3. gününden başlayarak tedaviye hMG ya da FSH eklenir.

Ultrakısa protokol: Adet kanamasının ilk günü GnRHa'ya başlanır ve 3 gün verildikten sonra kesilir. Tedaviye hMG'ya da FSH ile devam edilir. Amaç sadece flare-up etkiden yararlanmak.

Mikrodoz kısa protokol: Diğer kısa protokollerden farkı, kullanılan GnRh dozunun çok düşük tutulması. Bu amaçla eczaneden alınan ilaç tüp bebek merkezinde sulandırılır ve dozu düşürülür. Bu protokol son zamanlarda yumurtalıkları zayıf olan kadınlarda uygulanır.

Uzun protokol: Tüm dünyada en çok tercih edilen KOH protokolüdür. GnRHa uygulamasına bir önceki adet döneminin 21. günü başlanır. Takip eden adet kanamasının 3. gününde baskılanmanın olup olmadığı yapılacak olan kan testi ile anlaşılır. Kan östrojen düzeyi azalmışsa baskılanma sağlanmış demektir. Bu durumda hMG ya da FSH ile uyarı tedavisine başlanılır. Ancak GnRHa uygulaması sona erdirilmez. Çatlatma iğnesi yapılana kadar GnRH ve hMG ya da FSH bir arada kullanılır.

GnRh Antagonistleri: Bu tedavide adetin 2. veya 3.günü doğrudan hMG, FSH veya rekombinant ilaç başlanır. GnRh antagonistine, yüksek dozda tedavi başlangıcında veya yumurtalar 14 - 15 mm boyutuna eriştiği zaman günlük olarak başlanır. Kullanılacak olan ilaç miktarı hastanın yaşına ve yumurtalıkların vereceği cevaba göre büyük değişkenlik gösterir. Genç hastalarda günde 3 ampul genelde yeterli olurken, ileri yaşlı ya da yumurtalıklarının durumu iyi olmayan hastalarda günde 6 ya da 8 ampul gerekli olabilir.

2. Aşama: Yumurtalıkların uyarılması

 

Yumurtalıkların uyarılmasında amaç mümkün olduğunca fazla sayıda 16 - 20 mm çaplı follikül elde etmek. Takipler esnasında kan östrojen düzeyleri kontrol edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir. Hedef 14 mm'den büyük follikül başına 200 pg/mL östrojen düzeyine ulaşmak. Folliküller yeterli büyüklüğe ulaştığında son olgunlaşmayı sağlamak için 5.000 - 10.000 ünite human chorionic gonadotropin (hCG) enjeksiyonu yapılır. Tedavinin süresi değişken olmakla birlikte merkezimizde ortalama 11 gündür. Çatlatma iğnesinden 32 - 36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır.

Tüm protokollerde (tüp bebek işlemlerinde) adet kanamasının 2. ya da 3. gününde ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini (testi) yapılır. Böylece kullanılacak ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta belirli aralıklarla kontrole çağırılır. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografi yapılarak gelişen folliküllerin sayısı ve büyüklüğü kontrol edilir. Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre kanda östrojen incelemesine gerek duyulabilir.

Ultrason takipleri sırasında değerlendirilen bir diğer faktör de rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen tabakanın yapısı ve kalınlığı. Gebelik oluştuğunda embriyo endometriuma yerleşeceğinden yapısı son derece önemlidir. HCG hormonunun verileceği günde endometrium 6 mm veya daha ince olduğunda gebelik şansı azalır. Merkezimizde bu tür hastalardaki klinik gebelik oranı %11.8'dir. Endometrial kalınlığın 14 mm'den fazla olması da olumsuz etki yaratır.

Ovülasyon indüksiyonunun (yumurtalıkların uyarılmasının) en ciddi komplikasyonu zaman zaman yaşamı tehdit edebilecek boyutlara ulaşabilen Ovarian Hiperstimülasyon Sendromudur (OHSS, yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu). Burada salgılanan hormonların etkisi ve yumurtalıkların verdiği aşırı cevap nedeniyle karın boşluğu başta olmak üzere göğüs boşluğu, cilt altı gibi bölgelerde sıvı toplanır. Ciddi vakaların hastaneye yatması gerekir. Karında toplanan sıvı çok fazla olduğunda iğneyle boşaltılır ve alınan sıvı birtakım işlemlerden geçirildikten sonra hastaya damardan geri verilir. Tedavinin süresi değişkendir. OHSS riski yüksek olan kadınlarda embriyo transferi geciktirilebilir ya da iptal edilebilir.

3. Aşama: Yumurta Toplama (OPU)

Toplama işleminden önce halk arasında çatlatma iğnesi olarak bilinen hCG hormonu yapılır. Toplama işlemi bu enjeksiyondan yaklaşık 32 - 36 saat sonra gerçekleştirilir. Yeterli ve iyi kalitede yumurta elde edebilmek için enjeksiyonun belirlenen saatte yaptırılması ve yine belirlenen saatte yumurta toplama işlemi için klinikte bulunulması son derece önemli.

Yumurta toplama işlemi nasıl yapılır?

Yumurta toplama işlemi (OPU) tüp bebek merkezimizde vajinal ultrasonografiyle oldukça kolay ve konforlu bir şekilde gerçekleştirilir. Hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatar ve üzeri steril örtülerle örtülür. Vajina temizliği yapıldıktan sonra vajinaya lokal anestezi uygulanır. Ardından vajinal ultrasonografiye başlanır. Vajinal ultrasonografi üzerinde bulunan kılavuz içinden geçirilen bir iğne ile yumurtalara (overlere) ulaşılır. Her bir follikül içine girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımıyla boşaltılır. Alınan sıvı hemen laboratuvara yollanarak yumurta içerip içermediği mikroskop altında incelenir. Eğer yumurta hücresi varsa ayrılır. Eğer follikülden yumurta elde edilemezse aynı iğne içinden özel sıvı verilerek follikül boşluğu yıkanır. İçinde kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. Bu şekilde tüm folliküller aspire (vakum yardımıyla emme işlemi) edilinceye kadar işleme devam edilir. Her iki yumurtalığın aspire edilmesi yaklaşık 15 - 30 dakika sürer.

Yumurta toplama işleminde komplikasyon yaşanabilir mi?

Yumurta toplama işlemi sonrası hasta dinlenme odasına alınarak bir süre istirahat etmesi sağlanır. Lokal anesteziyi tolere edemeyen ya da yumurtalıkların ve/veya folliküllerin özel durumu nedeniyle yumurta toplama  işleminin teknik olarak zor geçeceği düşünülen vakalarda genel anestezi tercih edilebilir. Bazen follikül sayısı fazla olmasına karşın içlerinden yumurta hücresi çıkmaz. Boş follikül sendromu adı verilen bu durumun en önemli nedenlerinden biri hastanın hCG enjeksiyonunu yanlış saatte yaptırmış olmasıdır. Bu gibi durumlarda tek taraftaki folliküller aspire edildikten sonra yeniden hCG yapılır. 24 saat sonra yumurta toplama (OPU) işlemi diğer yumurtalıkta tekrarlanır.

Yumurta (Oosit) toplama işleminin komplikasyon oranı oldukça düşük. En sık karşılaşılan komplikasyon OPU iğnesinin geçtiği vajina dibinden olan kanamalardır. Bu kanamalar tamponlamayla kolaylıkla durdurulabilir. Çok nadiren bağırsak, mesane, damar gibi komşu organ yaralanmaları görülebilir. Nadir karşılaşılan bir başka komplikasyon da pelvik(alt karın bölgesi) absedir. Endometrioma (çikolata kisti) varlığı, içerdiği kanın uygun besi yeri olması nedeniyle pelvik abse açısından önemli bir risk faktörüdür. Amerikan Hastanesi Tüp bebek Merkezinde 5.400 vakalık serimizde 3 hastada tüp ve yumurtalığı kapsayan abse gelişti. 

Lokal anestezi altında vajinal yoldan yumurta toplama (OPU), genelde tolere edilmesi kolay, nispeten daha az girişimsel ve komplikasyon olasılığı düşük bir işlemdir.

Bu konuyla ilgili olarak geniş bilgilere makaleler bölümümüzden ulaşabilirsiniz.

4. Aşama: Döllenme (Fertilizasyon)

Yumurta toplama (OPU) işlemi sırasında emilerek alınan follikül içeriği hemen laboratuvara gönderilir. Özel bir mikroskopla incelenen bu sıvının içinde bulunan yumurta kültür sıvısının içine konarak inkübatör denilen aygıta kaldırılır. İnkübatör, sıcaklığı 37 oC, karbondioksit oranını da %5 - 6 düzeyinde sabit tutar. Olgun yumurta hücreleri 4 - 6 saat sonra döllenme için hazır hale gelir. Uyarılma sonrası çapı 18 - 22 mm arasında olan folliküllerin yaklaşık %80'inden döllenmeye uygun olgun yumurta elde edilebilir.

Kadından yumurtaların (oositlerin) toplandığı esnada erkek de sperm verir. Sperm alınması için en ideal yöntem mastürbasyondur. Menisinde canlı sperm bulunamayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm aranır.

Tedavi planlanan hastalarda en önemli kriter hareketli sperm sayısıdır. Tüp bebek merkezimizde  incelenen sperm döllenme için hazırlanır. Sperm hazırlaması iki nedenden dolayı önemli. Bunlardan birincisi menide bulunan yabancı proteinleri temizlemek, ikincisiyse bazı reaksiyonları tetikleyerek spermin hiperaktif olmasını sağlamak.

Yumurta kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra döllenme işlemine geçilir. Spermlerle yumurtalar buraya bırakılırlar. Her bir yumurta hücresi için 20.000 sperm kullanılır. Sperm parametrelerinin bozuk olduğu durumlarda bu sayı arttırılabilir. Erkek faktörü varlığında veya nedeni açıklanamamış infertilite olgularında mikroenjeksiyon (ICSI) tercih edilmeli. İşlemden 16 - 18 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir. Döllenmiş yumurtada tek olan hücre sayısı ikiye çıkmıştır.

Döllenmiş yumurtalar tekrar kültür ortamına konur ve ileri aşamalara ulaşmaları beklenir. Uygun aşamaya gelindiğinde embriyolardan kaliteli olanlarından belirli bir sayıda alınarak kadının rahmi içine transfer edilir.

5. Aşama: Embriyo Transferi

En sık tercih edilen transfer zamanı 4 - 8 hücreli aşamadır. Embriyolar bu aşamaya genellikle 2. ya da 3. günde ulaşırlar. Embriyo transferi 2-6. günler arasında yapılabilir.

Yardımcı üreme tekniklerinde transfer edilen embriyo sayısıyla klinik gebelik oranları arasında direkt bir ilişki mevcut. En iyi klinik sonuçlar 2 - 4 embriyonun transfer edilmesiyle alınır. İkiden fazla sayıda embriyo transfer edildiğinde çoğul gebelik oranları oldukça yükselir. Ancak bu risk artan kadın yaşıyla birlikte azalır. Çoğul gebeliklerin komplikasyon oranlarının yüksek olması ve erken doğum gibi nedenlerle maliyetin artması nedeniyle pek çok ülkede transfer edilen embriyo sayısı kısıtlandı. İkiden fazla sayıda embriyo ancak 37 yaşından büyük ve daha önceki IVF/ICSI denemelerinin başarısız olduğu hastalarda yapılır. Hatta bazı çalışmacılar 35 yaşından genç her hastada sadece 1 tane blastokist transfer edilmesini önerir. Ülkemizdeki yönetmeliklere göre 35 yaşının altındaki kadınlara 1, 35 ve üstü kadınlara ise 2 embriyo transferi yapılmaktadır.

Embriyo Transferi nasıl yapılır?

Embriyo transferi yapılırken hasta jinekolojik muayene pozisyonunda yatırılır. Vajinaya spekulum takılır. Sonra steril serum fizyolojikle temizlik yapılır. Ardından özel kültür sıvılarıyla rahim ağzı temizlenir. Embriyolog transfer edilecek embriyoları katater içinde laboratuvardan getirir. İşlemi yapacak olan hekim karından yapılan ultrason eşliğinde embriyoları rahim içine bırakır. Embriyo transferi işlemi ağrılı bir işlem değildir ve anestezi gerektirmez.

İşlem sonrası endometriumu (rahim içini döşeyen doku) desteklemek için hastaya enjeksiyon, fitil ya da krem şeklinde hormon ilaçları verilir. Luteal faz desteği adı verilen bu tedavi eğer gebelik oluşursa 10. haftaya kadar devam eder. Gebelik oluşmayıp adet kanamasının olduğu durumlardaysa kanamanın başlamasıyla birlikte tedavi kesilir. Embriyo transferi sonrası 12. günde hasta gebelik testi için çağırılır.

6. Aşama: Gebelik Testi

Burada ilk önce idrarda daha sonraysa kanda gebelik testi (beta-hCG) yapılır. Kanda yapılan testin sonucuna göre gebelik olup olmadığına karar verilir. Testi pozitif olanlar 2 gün sonra yeniden kanda gebelik testi için çağırılır. İki testin sonuçları arasındaki ilişki değerlendirilerek gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. Sağlıklı bir gebelikte iki gün sonra kan beta-hCG değeri yaklaşık 2 kat artmalı.

Bazı durumlarda bir süre sonra kan beta-hCG değeri sıfıra iner. Bu durum biyokimyasal gebelik olarak adlandırılır. Beta-hCGnin beklenenden daha farklı artışları ise ektopik gebeliği (dış gebelik) düşündüren bulgulardan birisi.

12. ve 14. günlerdeki beta-hCG değerleri istenilen şekilde artan vakalar klinik gebelik olarak kabul edilir ve 2 hafta sonra ilk gebelik ultrasonu için çağırılır. Bu ilk ultrasonda rahim içinde gebelik kesesinin olup olmadığı ve eğer kese varsa kaç tane kese olduğu araştırılır. İkiz, üçüz ya da daha fazla sayıda fetus bu ilk ultrasonda görülebilir.

Zaman zaman çoğul başlayan gebeliklerde fetus sayısı düşüş gösterir. Örneğin üçüz olarak başlayan bir gebelik daha sonra iki hatta tek bebeğe düşebilir. Bu duruma spontan fetal redüksiyon adı verilir. Fazla olan bebek sayısının cerrahi olarak azaltılması ise fetal redüksiyon olarak adlandırılır. Özellikle üçüz, dördüz ya da daha fazla sayıda bebeğin geliştiği durumlarda fetal redüksiyon diğer bebeklerin yaşam şansını yükselttiği için önerilir.

Ayrıca aşağıdaki "Tüp bebek aşamaları" videosunu da izleyebilirsiniz.

 

Randevu almak için tüp bebek koordinatörümüz Berna Aksoy'u arayabilirsiniz. 

BİZE ULAŞIN

Yanıtınız bu adrese gönderilecektir. Lütfen doğruluğundan emin olun.
En kısa zamanda size dönebilmemiz için göndermeden önce lütfen bilgilerinizin doğruluğunu tekrar kontrol ediniz.
BİZE ULAŞIN BİZİ ARAYIN